art-of-swords:

Saber with Scabbard

  • Dated: 19th century
  • Culture: Turkish
  • Medium: steel, gold, gilt brass, diamonds, emeralds, pearls
  • Measurements: overall length 39 3/4 inches (100.97 cm)
  • Provenance: Sultan Murad V

The most important ceremony in the inauguration of many Islamic rulers was the investiture with a sword, rather than a crown. This extravagantly decorated saber traditionally is said to have been refitted in 1876 for the investiture of the Ottoman sultan Murad V (reigned May 30–August 31, 1876).

He suffered a nervous breakdown before the ceremony and subsequently was deposed and kept a prisoner until his death in 1904. The sword was probably assembled by a court jeweler, using a seventeenth-century Iranian blade, an eighteenth-century Indian jade grip, and gem-studded gold and gilt-brass mounts of contemporary workmanship.

The emerald near the top of the scabbard opens to reveal a secret compartment containing a gold coin marked with the name of Süleyman the Magnificent (1494–1566), the most powerful Ottoman ruler of the sixteenth century. The underside of the emerald is inscribed with the phrase “According to God’s will.”

Source: Copyright 2014 © The Metropolitan Museum of Art

Nevruz / Newroz / Paskalya / Maslenitsa / Ostara…İsimler farklı ama gelenekler aynı, bayramlar da öyle.
Doğa ile tam uyum içerisinde yaşayan insan, zamanın başından beri bu döngülere ayak uydurarak, saygı duyarak hayatta kalmayı başardı. Bugün okullarda “gece ile gündüzün eşitlendiği, güneş ışınlarının dünyaya dik geldiği gün” olarak öğretiliyor ama, insan her ne kadar bilinçaltında çevresindeki değişimi hissetse de, modern insan doğanın doğum gününü kutlamayı hep unutuyor.
Germenler ”parlayan gün” demişler, Keltlerse ”toprağın ışığı”, isimlere uygun olarak bugünden sonra artık toprak yeşillenmeye başlayacak, ağaçlar tomurcuklanacak, tarlalar ekime hazır hale gelecek, göçmen kuşlar gelecek, tüm yaşam toprak üstüne çıkacak. 
Dinlenme dönemi bitti, artık yenilenme, dengelenme dönemi başlıyor.
Bolluk, bereket, yeni başlangıçlar ve neşe getirsin.
Kutlu olsun!

Nevruz / Newroz / Paskalya / Maslenitsa / Ostara…İsimler farklı ama gelenekler aynı, bayramlar da öyle.

Doğa ile tam uyum içerisinde yaşayan insan, zamanın başından beri bu döngülere ayak uydurarak, saygı duyarak hayatta kalmayı başardı. Bugün okullarda “gece ile gündüzün eşitlendiği, güneş ışınlarının dünyaya dik geldiği gün” olarak öğretiliyor ama, insan her ne kadar bilinçaltında çevresindeki değişimi hissetse de, modern insan doğanın doğum gününü kutlamayı hep unutuyor.

Germenler ”parlayan gün” demişler, Keltlerse ”toprağın ışığı”, isimlere uygun olarak bugünden sonra artık toprak yeşillenmeye başlayacak, ağaçlar tomurcuklanacak, tarlalar ekime hazır hale gelecek, göçmen kuşlar gelecek, tüm yaşam toprak üstüne çıkacak.

Dinlenme dönemi bitti, artık yenilenme, dengelenme dönemi başlıyor.

Bolluk, bereket, yeni başlangıçlar ve neşe getirsin.

Kutlu olsun!

Sen. Makinanın başındaki adam ve atölyedeki adam. Sana yarın su boruları ve yemek kapları yapmayı bırakıp miğferler ve makinalı tüfekler yapmanı emrederlerse, yapacağın tek bir şey var: HAYIR de!Sen Köydeki, sen kentteki. Yarın askere alma belgeleriyle kapına dikilirlerse, yapacağın tek bir şey var:  
HAYIR de!
Yeryüzünün dört bir yanındaki tüm analar, yarın size askeri hastanelerde hemşirelik yapacak, yeni savaşlarda savaşacak çocuklar doğurmanızı emrederlerse, yapacağınız tek bir şey var: HAYIR deyin! Analar, HAYIR deyin! Son hayvan-insanın son hayvansı çığlığı hiç duyulmadan, hiç yanıtlanmadan kan göllerinde boğulacak… Bunların hepsi olacak, yarın, belki bu gece, eğer… HAYIR demezseniz!
-Wolfgang BORCHERT
Yeni Çanakkale savaşları yaşanmasın istiyorsan militarizme, emperyalizme, vahşi kapitalizme HAYIR DE! Siyasi sınırları reddeden yeni bir dünya için çalış.

Sen. Makinanın başındaki adam ve atölyedeki adam. Sana yarın su boruları ve yemek kapları yapmayı bırakıp miğferler ve makinalı tüfekler yapmanı emrederlerse, yapacağın tek bir şey var:

HAYIR de!

Sen Köydeki, sen kentteki. Yarın askere alma belgeleriyle kapına dikilirlerse,
yapacağın tek bir şey var:

HAYIR de!

Yeryüzünün dört bir yanındaki tüm analar, yarın size askeri hastanelerde hemşirelik yapacak, yeni savaşlarda savaşacak çocuklar doğurmanızı emrederlerse, yapacağınız tek bir şey var:

HAYIR deyin! Analar, HAYIR deyin!

Son hayvan-insanın son hayvansı çığlığı hiç duyulmadan, hiç yanıtlanmadan kan göllerinde boğulacak…
Bunların hepsi olacak, yarın, belki bu gece, eğer… HAYIR demezseniz!

-Wolfgang BORCHERT

Yeni Çanakkale savaşları yaşanmasın istiyorsan militarizme, emperyalizme, vahşi kapitalizme HAYIR DE! Siyasi sınırları reddeden yeni bir dünya için çalış.


Burası Kıbrıs Şehitleri caddesi girişindeki Tuğba kuruyemiş, Polisin ani müdahalesi ile içeriye kaçışan halka dükkan görevlileri sahip çıktı ve kapıları kapatıp olayların yatışması için kepenklerini indirdiler. O anda tam da yüzlerce polis kapının önünde iken topluca gülümseyerek kızlı erkekli objektifime direndiler.Bazen direnmek için 300 spartalı olmaya gerek kalmaz İzmirli çapulcu olmak yeter…
Erdal Çoban

Burası Kıbrıs Şehitleri caddesi girişindeki Tuğba kuruyemiş,
Polisin ani müdahalesi ile içeriye kaçışan halka dükkan görevlileri sahip çıktı ve kapıları kapatıp olayların yatışması için kepenklerini indirdiler.
O anda tam da yüzlerce polis kapının önünde iken topluca gülümseyerek kızlı erkekli objektifime direndiler.

Bazen direnmek için 300 spartalı olmaya gerek kalmaz İzmirli çapulcu olmak yeter…

Erdal Çoban